Dünyadaki Hırsızlar

Rus devrimci yazar olan Maksim Gorki’nin Hırsızlar hakkında görüşü şöyledir.Dünyada üç tür hırsız vardır.1- Sıradan hırsız2- Siyasi hırsız3- Din hırsızıAdi hırsızlar şunlardır: Karınlarını doyurmak için para, çanta, saat, altın ve tel, eşyalarını çalarlar.Siyasi hırsızlar: Geleceğinizi, hayallerinizi, işinizi, hayatınızı, haklarınızı, maaşınızı, eğitiminizi, yeteneğinizi, kredinizi, itibarınızı, milli varlıklarınızı ve hatta vergilerinizi çalıp yağmalıyorlar ve seni sefalet içinde tutarlar.Din hırsızları: Bu güzel dünyanız, düşünme cesaretiniz, biliminiz ve bilginiz, aklınız ve bilgeliğiniz, kutlamanız ve mutluluğunuz, bedeninizin ve zihninizin sağlığı, mülkünüz ve servetiniz vb. Hırsızlık yapıyorlar. Ayrıca sana Tanrı, din, cennet, hurafeler, cehalet, keder, yas, depresyon ve … gibi pahalı şeyler satıyorlar. Bu tür hırsızlar aldatıcı sözlerle size Cennet bahçesini gösterirler ve yalan söylerler, aldatırlar, aşağılık ve yoksulluk içinde, sefalet ve çaresizlikte içinde bırakarak size binerler. Başka yana bakmanızı engeller sizi tutarlar.İlginç değil mi? Bu üç tür hırsızlık arasında fark şu: Sıradan hırsızlar sizi seçer. Ama sen siyasi hırsızları seçiyorsun. Onların düşüncelerini de benimser ve gittiği yolu da seçmiş olursun, onları yüceltip onların karşısında başını eğersin.Bir diğer ve daha büyük fark şudur:Sıradan hırsızlar, Polisin zulmüne uğruyor, tutuklanıyor, işkence görüyor, kırbaçlanıyor, hapse atılıyor, kolları ve bacakları sağa sola savruluyor, aşağılanıyor vb.Ama siyasi ve dini hırsızlar, Her ikisi de kanunla ve polis tarafından korunmaktadır.Daha yüksek mevkiler alıyorlar, güç kullanıyorlar, baskı yapıyorlar. Onlar da sizin alacaklılarınızdır ve …. Bilindiği üzere dünyada 206 ülke mevcut ve bunların resmi olarak tanınan sayısı ise 193 ülke olarak bilinmektedir. Diğer geri kalan ülkeler ise güç sahibi ülkelere bağlı olan veya resmi olarak bir veya iki ülke tarafından tanımış ülkeler. Örneğin: Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Rusya’ya bağlı olan vb. ülkeler.Tarihte insanlar kuşlar gibi göçebe hayatını sürdürmüşler. Göçlerine sebep olan ise doğal afetler, mevsimsel değişikler, can güvenliği vb. nedenlerden dolayı hep o yerden bu yere faydası olacak coğrafyaya yerleşmişler.

Doğa ile yaşamak

Bu bölümde Doğayı zararlardan korumak için neler yapıldığını ve bu eylemlerin ilginç şeylerini anlatmaya çalıştım. Doğa dediğimiz zaman bizim ihtiyaçlarımızın başında geldiği için konulardan konu açılmaya başlıyor. Havasından güzelliğinden bahsettikçe insan bahsedesi geliyor.

Gelecek yayının ipucu aşağıya bıraktım ve beni aşağıdaki linklerden takip edebilirsiniz. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Ayak yalın koşarken koştuğumuz mesafede ayağımıza bir şeyler batarak canımızı acıta biliyor. Böyle durumlarda biz hep koştuğumuz hedefi düşündüğümüzde hedefe ulaşabiliyoruz. Böyle durumların oluşu aslında bize ders çıkarmamıza neden oluyor. Oysa her şeyin on numara hiçbir sıkıntısız yaşamı düşünün, “böyle yaşamın, sıkıntısız hayatın imkansız” dediğinizi duyar gibiyim. Neden bugün böyle örnekle başladım? Bununda sebebi size anlatacağım konuyu sadeleştirerek ve herkes veya çoğunluğun başına gelen olayı ele alayım istedim.

Aristoteles “ Doğa, gençlere kuvvet, yaşlılara hikmet verir” diyor ama eğer söylemek münasip ise doğa hikmeti yaşlandığımızda değil, aslında dünyaya gelişimizden hemen bize ilk dersi Doğa veriyor ve dersi almak zorundayız. Lakin biz yaşımız ilerledikçe sonradan farkında oluyoruz ve ufkumuz açıldığında doğanın öğretilerini fark ediyoruz. Ağladığımızda bizi emzireceklerini, sürekli güldüğümüzde sıkıntısız olduğumuzu anlayacaklarını ve sürekli temsil yapmamız gerektiğini öğretiyor. Tek biz değil atalarımız da doğadan ders almışlar ve bize bir sürü atasözleri kulaktan kulağa miras bırakmışlar. Şairler sevgilisini tarif ederken doğanın zerreleriyle överek sevgililerini tasvir etmişler. Kötülüğü gecenin karanlığına, umudu güneş ışığına, tabiat ile iç içe yaşamayı bilmişler ve her şeyin içinde doğallığın güzelliğiyle hayat sürdürmüşler. “Tabiat aşkı insanın ümitlerini boşa çıkarmayan yegane aşktır” derler.


Boyları çınar, lebleri piste, zülüfleri Mar, ben ona hasta

Yazayım yara şiir ile beste, güller toplayım deste be deste

“Doğa insan olmadan da yaşar ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz. Geleceğimizin olması için doğanın korunarak kirlenmesi önlenmelidir. Doğayı korumayan geleceğini de koruyamaz” bunlar gibi sözlere rastlıyoruz ve doğayı korumaya gelince ise hepimiz aslında görevimizi yerine getirmiyoruz. Doğaya verdiğimiz zararın ise haddi geçti ve hala durmak bilmiyoruz.

Bu konuyu devam ettiririz ama önce size birkaç ilginç olayları paylaşmak iztiyorum.

Tuhaf şeyler ile evlenen veya sevdiğini söyleyen kişiler

Pizza ile evlenen genç Rus, kedileriyle evlenen Barberalla adlı kadın, taş ile evlenen Treisi adlı ressam, oyun karakteriyle evlenen Japon genç, at ile evlenen Danimarkalı kadın, yastık ile evlenen Güney Koreli, Iphone ile evlenen Amerikalı, yıllardır Berlin duvarıyla evli olan İsveçli kadın, yunusla evlenen İngiliz milyoner kadın, yılan ile evlenen Hintli kadın vb. say say bitmiyor. Diğerlerini garipsememe rağmen Yılanla evlenen Hintli kadını garipseyemedim. Çünkü bazı Hinduizm mezheplerinde, bir nevi mezhep gereği hayvan ile evlenen kadınların kara bahtının veya şansızlığının hayvana geçeceğine inanıyorlar. Sosyal medya siz de, 18 yaşındaki Hindistanlı genç kızın köpekle evlenme videosunu görmüşsünüzdür. 

Peki neden tuhaf şeyler ile evleniyorlar

Aslına bakılınca insanı büyük kavgalar, ağır hakaretler küstüremiyor. Küçük bir lafı ince bir ima, kötü bir hissiyat soğutuyor. Demek ki, soğumak bir anlık eylem.

Psikologlar eşyaların duyguları maddeleştirdiğini söylerler. Unutulmayacak güzellikte hafızanızda yer etmiş bir günde üzerinizdeki kıyafete dokunmak sizi bir kez daha o güne götürür ve tekrar tekrar giymek mutlu eder. O artık sizin uğurlu kıyafetiniz olmuştur. Belki bunun tam aksi de olabilir. Hayatınızda geçirdiğiniz en kötü günde o güne dair hiçbir şey hatırlamak istemediğiniz gibi dolabınızda size o günü anımsatan kıyafetleri atmak isteyebilirsiniz. Psikologların önerisi ise böyle kötü günlerinizi anımsatan kıyafetleri atmak yerine, üzerine küçük değişikleri yaparak kullanmanızı öneriyor.  

Berlin duvarı, Eiffel kulesi, ağaç, yastık, hayvanlar…. Daha bir çok objeyle veya hayvanla evlilik kuran kişilerin çoğunun neden sorusuna açıklamalarında, hayatında yaşadığı travmalar yüzünden hayata dair eksiklerini bu objeyle doldurmak istedikleri belli oluyor. İnsanlıktan gördüğü zararlar, bazen insanların hep kötülük yaptığını düşünen Psikolojik terimiyle mizantrop/mizantropist kişiler mutluluğu eşyalarda ararlar ve bazen ise insanların doğaya verebilecek zararları önlemek için, ağaçla, taşla, evlenerek onları resmi prosedür gereği korumak için evlilik gerçekleştiriyorlar.

“Ağaçlar ile evlenmek, Protestolarda daha çok ilgi görüyor”

İngiltere’de yaşayan Kate Cunningham isimli 34 yaşındaki kadın bir ağaç ile evlendi. Sosyal farkındalık için böyle bir yol seçtiğini ifade eden Kate Cunningham, İnsanların sokak protestolarına yeterince ilgi göstermediğini ancak bu tür eylemlerle hedeflenen şeylerin daha hızlı karşılık bulduğunu belirten Kate Cunningham, ağaçların durumu hakkında çok az insanın bilgi sahibi olduğunu ve yaptığı bu evlilik ile insanların konuyu daha iyi öğrenip, ona göre tavır alacağına inandığını söyledi.

İngiltere’nin Bristol kentinde, ağaç kesimine karşı çıkmak için 74 kadın, ormanlık alandaki ağaçlarla evlendi 

Bölgede yaşayan çevreci aktivist gelin Suzan Hackett, “Bir ağaçla evlenmek tam bir ayrıcalık. Sadece duygusal bir adım değil. Son derece önemli ve sembolik. Ağaçlar koşulsuz sevginin saf örnekleridir ki bu evlilik fikrine çok güzel uyuyor. Evlilik yaşam içindir, nefes yaşam içindir.” sözleriyle duygularını dile getirdi.

Meksika’da da ağaç kesilmesini önlemek için sembolik evlilik töreni yapılmıştı

Suzan isimli gelin, “Bristol’ün ağaçlara, özel lüks konutlardan daha fazla ihtiyacı var.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Tarlton, “Kimse bu kararı geri almayacaktır. Bu kadar. Ağaçlar gidecek ve bu konuda yapabileceğimiz çok da bir şey yok. Bu 74 ağacı kaybedemeyiz. Muazzam sayıda olgun ağaç var ve bu Bristol’ün onlara en çok ihtiyacı olan bölümünde bulunuyor.” sözleriyle mücadelelerinin önemini anlattı.

Meksika’nın San Jacinto Amilpas kentinde de bir grup kadın, 2018’de bölgedeki yasa dışı ağaç kesimi ile ilgili farkındalık yaratmak için yine toplu bir evlilik töreni düzenlemişti.

Chipko

Evlilik töreni sosyal medyada bazılarınca alay konusu edilse de İngiltere’deki kadınların bu adımı, 1970’lerde Hindistan’da başlayan Chipko akımını örnek alıyor. Chipko Hareketi, Hindistan’da orman katliamını engellemek için mücadele eden kırsal kadın topluluğu lideri olan Gaura Devi ve diğer kadınların isyanı sonrası ortaya çıkmıştı. Kadınların ormanlardaki ağaçları kesilmekten korumak için ağaçlara sarıldığı dünyaca ünlü şiddet içermeyen ekolojik grup haline gelmişti.

Chipko, sarılma anlamına geliyor. Hindistan kadınları ağaçların kesilmesini engellemek için, ağaçlara sarılarak bu akımı yürütüyorlar. Orijinal Chipko hareketiyse 300 yıl önceleri Hindistan’ın Rajistan bölgesindeki Kheijadi köyünde başlıyor. Bu köyün yerlisi Bishnoi (Bişnoy) mezhebini takip ettikleri için doğaya çok bağlılar ve doğanın insanlar tarafından zarar görmesine engel olmak için ağaçlara sarılarak zamanın kralın emrine karşı çıkıyorlar. Bishnoilar hakkında internetten araştırma yaptığınızda karşınıza çıkan fotoğraflarda doğayı ve hayvanları sevdiğine dair bir bebek ve geyik yavrusunu emziren kadın fotoğraflarını göreceksiniz. Bunların yanında yaşam tarzları da doğa ile iç-içe olduğunu gösteren görselleri keşfedeceksiniz.

Peki siz doğayı korumak için neler yapıyorsunuz? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayım. Bu bölüm bundan ibaretti umarım hoşunuza gitmiştir. Her bölümün sonunda diğer yayına bir ipucu bırakıyorum bu bölümün sonunda da size bir kişiyi tanıştıracağım ve gelecek yayın için ipucu bırakacağım.

Bhagad Singh

Şimdi ise sizi öyle bir kişiyle tanıştırmak istiyorum ki, bu kişinin hayat hikayesini dinlediğimde hep tüylerim diken-diken olmuştu. Hakkında kitaplar yazıldı, filmler çekildi ve Hindistan’da adı saygıyla alınıyor. Bhagad Sing (Shahidi Azam) 1907’de Panjab da dünyaya geldi ve 1931 yılında ise Lahor hapishanesinden İngiliz ve yancıları tarafından şahit edildi. Bhagad Sing anne babasına bir mektup yazıyor. “her anne babanın çocuklarının, iyi bir işi, güzel hayatı, evinin kurulmasını istediği gibi sizin de benim hakkımda böyle düşündüğünüzü biliyorum ama bunların benim için hiçbir anlamı yok. Siz benim evlenmemi istiyorsunuz hayatımın düzene oturmasını istiyorsunuz. Benim eşim özgürlüktür (Hindistan’ın özgürlüğü) umarım benim bu kararımdan ötürü beni affedersiniz. Sizin oğlunuz, Bhagad Sing.”

Bütün Hindistanlılara vatan sevgisini, vatanın korunması gerektiğini, vatan aşkını öğreten Bhagat Sing’in anıtı Perozpur Pancap Hindistanda bulunuyor.

Bu bölümün de sonuna geldiğimize göre bir vedalaşmak kalıyor. Vedalaşmadan önce sizden isteğim benim yayınlarım hoşunuza gidiyorsa beni takip ederek desteklemeyi esirgemeyin. Sizin destekleriniz benim diğer bölümleri yapmaya motive ediyor.

Gelecek bölümlere görüşmek dileğiyle herkesi Allaha ısmarladım hoş çakalın Podcast severler.

Zamanın Kuramı & Hikayeler

Hafizullah Habib Youtube Kanalı

Şimdi başlıyoruz, hazır mısınız? Kahveniz hazır mı? Çay da olur fark etmez, yeter ki beni dinlerken yudumlayacak ılık içeceğiniz yanınızda olsun. Keyifli içeceğinizle podcast dinlerken lezzetli bir şekilde keyfini çıkarın. Şimdiden zamanınızı ayırıp beni dinleyemeye geldiğinizden dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Kahve demişken ben de kahvemi aldım, dilimi yakmayım diyerekten biraz soğumasını bekliyorum. Kahve sıcaksa dilimiz yanabilir. Yoksa o süt müydü?

Geçen bölümün sonunda bu bölüme ipucu olarak, size Ömer Hayamın “zaman” ile ilgili şiirini okumuştum ve bu bölümün sonunda da size bir ipucu bırakacağım.

İnternette veya sosyal Medya sitelerinde -Havada kayıp olan uçak, Yıllar sonra iniş yapan uçak vb.- bilgileri dönüp dolaşıyor: En meşhuru havada kayıp olan uçak ve ağızlarda dolaşan hatta bazen 35 yıl denilirken bazı bilgilerde 37 yıl sonra uçak iniş yaptı idea ediyorlar. Bu olayın zamanda yolculuk yaptığını ve bazen ise zamanda yolculuk yapsaydı içindeki insanlar kemiğe dönüşmez şeklinde yorumlar yapmışlar. Sebep olarak da, zamanda yolculuk yapan kişiler için zaman birkaç saniye sürür ve hızlı bir şekilde zamanlar arası atlayış yapacağını belirtmişler.

Zamanda yolculuk epey “imkanı var mı? Yok mu?” eski tartışıla gelen ve sıcaklığını koruyan tartışmalardan biri olarak devam ediyor. Bilim adamları bunun olabileceğine düşüncelerini paylaşırken, benim aklıma da böyle olaylar ile ilgili İslam mitolojik anlatımlarında, Hz. Muhammed’in göğe yükselip, Allah ve öte âlemleri görüp geriye döndüğü Miraç rivayeti geldi. Rivayete göre Peygamber efendimiz  Hazreti Muhammed, Miraç gecesi, Allah’ın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselam’ın rehberliğinde Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksa’ya, oradan semaya, yüce alemlere ve ilahi huzura yükseldi. Hazreti Muhammed, yolculuğuna “Burak” adlı binekle seyahat etti. Yatsı namazını gitmezden önce kılmış ve sabah namazını da geldikten sonra kıldığı rivayet ediliyor ama kaç süre de gerçekleştiği tam anlamıyla rivayetlerin farklı farklı olduğundan dolayı bilinmiyor. 36 yıl arşta, 63 yıl yerde hayat sürdüğünü ve toplam 99 yıl yaşadığını söylüyorlar. İnsanların elindeki çizgilerin de Arapça adet yazılışına göre sağ elimizde 18, sol elimizde 81 yazısı yazıldığını ve toplamda 99 peygamber efendimizin gerçek yaşını ve Esmayı hünsayı gösterdiğini söylüyorlar.

En başta söylediğim gibi zaman da yolculuk bitmek bilmeyen konu olduğu için konular diğer konu ortaya çıkmaya başlıyor. İnsanlar da kendi bildiklerini veya şüphelendiği mevzuları gerçek bir olay olup olmadığını bilmemelerine rağmen paylaşıyorlar. 37 yıl sonra ortaya çıkan uçak mevzusu gibi. Hal bu ki bu bilgiyi yayan gazetenin yanlış haberi yaydığı ortaya çıkmasına rağmen hala tartışmalar devam ediyor. Tartışmalar öyle bir boyuta gelmiş ki, Malezya Havayolları kayıp olan uçak olayını da bu 37 yıl sonra ortaya çıkan uçak yalan haberine benzetiyorlar. Malezya Uçağının kayıp olduğu da milyonlarca para harcanmasına rağmen hala bir gizem olarak biliniyor ne olduğu belli değil. Peki siz bu “kayıp olan Malezya Uçağı” hakkında ne düşünüyorsunuz?

Artık böyle ortalık yalan dolan haberlerle dolu olduğu için hangisine inanıp hangisine inanmayacağımızı bilemiyoruz. Bizim üşengenliğimizden dolayı da bilgilere sorgulamadan araştırmadan inanıyoruz ve gerçek olaymış gibi başkasına da anlatarak kabul ettiriyoruz. Benim ilgimi çeken, bu bölümü hazırlamama sebep olan olay ise, seferine 2017 yılı başlayıp 2016 yılında iniş yapan uçak oldu. Bu konular ile ilgili araştırma yaparken hep önümüze çıkan Kuantum Fiziği, zamanda yolculuk. Bitmek bilmeyen, içinden çıkmak istemediğimiz ve yanıt bulacağımızın yerine hep soru işaretlerinin çoğaldığı konular.

Zamanda yolculuk yapan kişilerin hikayelerini dinlediğimizde, yer altı geçitten geçmesinden sonra, hastane yatağında, zaman makinesiyle ve en meşhuru da uçakta yolculuk sonrası zamanda yolculuğun gerçekleştiğini belirtiyorlar.

Filmlerde ele alındığı gibi uçağın bir geçitten geçmesi, hikayelerden biri: Hava Mareşali , 1935 yılından 1939 yılına seyahat ettiğini iddia ediyor. İskoçya’nın Drem kenti civarında hava sahasını terk ettiğini ve tuhaf bir hava fenomeni ile karşılaştığını söyleyen Victor Goddard, uçağının türbülansa girdiğini ve birden 1939 yılına gittiğini iddia ediyor.

Her neyse eğer sizin de zamanda yolculuk konusu ilginizi çekiyorsa, siz de çıkmak bilmeyen bu konuyu araştırın veya bu konuda detaylı araştırma yaptıysanız anlatmak istiyorsanız aşağıdaki E-Postayla benimle irtibat kurabilirsiniz. Belki sizin de başkalarına paylaşmak istediğiniz ilginç bulduğunuz bilgiler vardır. E-mail:   hafiz@bad-mash.com

Biz kaldığımız yerden devam edelim, bu yaşanan ilginç olayların çoğu hakkında bilgiler paylaşılmış ben de sizinle “seferine 2017 yılı başlayıp 2016 yılında iniş yapan uçak“ ilginç olayı açıklayacağım. Açıklama yapmadan önce sizinle “zamanın” tarihsel dönemlerine yolculuk yapalım istiyorum.

Zaman

Zaman, dün, bugün ve gelecek olmak üzere üçe ayrılan süreye verilen genel isimdir. Vakit kelimesiyle eş anlamlı olan zaman, Arapça kökenli ”zaman” kelimesinden Türk Diline geçmiştir. Soyut bir kavram olan zaman elle tutulamaz ve gözle görülemez. Gezegenlerin hareketleri, güneşin doğup batması ve iklimlerin değişmesi zamanın geçtiğinin en önemli kanıtları arasında yer alır. Albert Einstein, kuantum fiziği ile birlikte zamanla ilgili çok önemli araştırmalar yapmıştır. Görecelik Kuramını geliştiren Alman bilim adamı, zamanın uzayın farklı bölgelerinde daha hızlı ya da yavaş geçtiğini kanıtlamıştır.

Tarihte zaman kavramı ilk kez Antik Mısır İmparatorluğunda ortaya çıkmıştır. İlk saat (kum saati) de Mısırlılar tarafından kullanılmıştır. Kum saatlerinden sonra birçok farklı saat, farklı coğrafyalarda ve bölgelerde kullanılmaya başlanmıştır. Su ve güneş saatleri de 11. yüzyıldan bu yana kullanılmaktadır. Diğer saat çeşitleri ise şu şekilde sıralanabilir: Mekanik saatler, kol saatleri ve ateş saatleri. Günümüzde ise daha çok akıllı ve dijital saatler tercih edilmektedir.

Zaman, fizikte 7 temel büyüklükten biri olarak kabul edilir. Kronometre ile saniye üzerinden ölçülür. Zamanın ölçülmesi, toplumsal hayatın oluşmasında etkili olmuştur. Günün saatlere bölünmesi ve dünyanın farklı bölgelerine göre farklı zaman dilimini kullanması, planlamaların çok daha kolay yapılmasını sağlamıştır.

İşte bu farklı zaman dilimleri, dünyada ilginç olayların yaşanmasına da sebep olmuştur. Sizinle paylaşmak istediğim “seferine 2017 yılı başlayıp 2016 yılında iniş yapan uçak “olayı da bu zaman dilimlerinin farklılığında dolayı yaşanmış ilginç olaylardan bir tanesidir. Zaman da yolculuk ile alakası olmayan bir seferdir. Uçak 01 Ocak 2017 saat 00:15te uçuşa başlamış ve ABD’de Çine zaman diliminden geri de olduğu için 31 Aralık 2016 saat 19:20’de iniş yapmış. Yani eğer zamanında bir kişi topraklarına güneş ışığı batmayan Büyük Britanya topraklarında seyahate çıkarak ve durmadan bu topraklar üzerinde gezseydi yarını görmezdi.

Gelecek Podcast’in konusuna dair ipucu: 

Paygamber Efendimizin Sözleri
Hafizullah Habib
Ömer Hayyam Şiiri
Metolojik Burak Resmi
Elimizdeki Arapça Yazı
Yalan Habari Yayınlayan Gazete
Sir Victor Goddard
İlkel Saat Örneği
Dünya Saat Dilimi

Ben de bunu yapabilirim

Spotify’dan Dinleyin
Youtube’den Dinleyin

Bu bölümü Podcast dinleyicilerinin “ben de bunu yapabilirim” diyen kişiler için hazırladım.

Podcast yayınları aslına bakıldığında bir yandan çok bir zor iş, sebebi de insanlar seni görmüyor ve bunun için bölümün başından ta sonuna kadar onları sıkmadan bir yayın yapman gerekiyor. Bu işi yaparken buna dikkat edilmesi gerek sonuçta insanları seni görmezlerse bile dinledikleri için onların hoşuna giden ve bıktırmayan cümleleri kurmak lazım. Podcast yayını için hep olumsuz şeyleri söylemeyeceğim. Podcast’ın iyi yönleri de var, mesela benim gibi çirkin birisi de bir şeyleri anlatınca kulak asarak dinleniyorsun. Hahaha .

Dinleyiciler için de güzel aslında yolda giderken araçta dikkatli bir şekilde bir Show dinleyebiliyorlar hem de radyonun reklamlarından bıkan kişiler için reklamsız bir Show. Podcasta başlamak isteyen kişilere birkaç ipucu vermek istiyorum ve bunun için beni sonuna kadar dinleyin. Eğer benim yayınlarım hoşunuza giderse diğer bölümlerden haberdar olmak için takipte kalmayı ve destek amaçlı yayını beğenmeyi unutmayın.

Birinci İpucu, yayın için konu bulmak

Herkesin zorlandığı ama içerik üreticiler ve yazarlar için en kolay olaylardan bir tanesidir. Daha önce youtube kanalı veya diğer sosyal medya maceralarında içerik ürettiyseniz sizin için en kolay iş bu olacaktır. Daha önce içerik üretmeyen kişilere tavsiyem ise, öncelikle kendileri ne konu üzerine Podcast yayını dinlemek ister ve neler ilgisini çekiyor o konular üzerine yayın yapmaya karar verirse kendi dinleyicilerini bulabilir. Spor ile ilgileniyorsanız ve güzel yorumcuysanız, sizin yayınınız sporla olursa sizin için içerik anlamda daha rahat olabileceğiniz bir bölümler hazırlayabilirsiniz. Filmler ile ilgileniyorsanız filmlerin nasıl olduğu ve nasıl bir film hakkında düşüncelerinizin olduğu belki sizin takipçilerinizi heyecanlandırıcı olabilir. Kitap, şiir, gündem, siyaset vs. önemli olan ise sizin neyle ilgilendiğiniz ve bu konular hakkında yorulmadan sohbet edebileceğiniz önemli. Bir yayın yapamaya karar verdiğinizde şu soruyu asla atlamayın “yaptığın işten keyif alıyor musun?” bu soru sizin için çok önemlidir. Eğer keyif almadığınız işi yapmaya karar verirseniz diğer yaptığınız işler gibi başarısız ve yarım kalacaktır.

Önemli noktalardan diğeri ise, başkalarının fikirlerini çalmayıp, 100’lerce podcast yayıncıları var, sevdikleriniz yayınları dinleyip ilham kaynağı olarak kullanmak ve kendi ilgi alanınıza göre bir yayın metnini yazmanız gerekiyor. Unutmayın siz şuan rekabette değilsiniz ve içinizden ne geliyorsa o konu üzerine bir konuşma metni veya Podcast metni yazın ve ses kaydını alıp kendiniz dinleyin hatalarını düzeltin. Siz kendi yayınınızı kontrol ederseniz başkaları sizin açığınızı bulduğunda onlara verebilecek cevabınız olacaktır. Sonuçta sizin sevmediğiniz şeyi başkalarına sevdirmek güzel bir şey değildir.

İkinci İpucu, ses kaydı yapmak

Ses kaydı almak için başlangıçtaki kişilere büyük mikrofonlar lazım değil, sadece Cep telefonunuzla ses kaydını alabilir ve bildiğiniz herhangi bir ses kurgu uygulamasında düzeltmeler yapabilirsiniz. Ses kaydında sadece kelimelerin tane tane, cümlelerin anlaşılır olması ve dış seslerden uzak durulmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Ses kaydını alırken daha önce kendinizin yazdığınız sayfadan birkaç kez çalışmış olmanız sizin için avantaj olur ve ses kaydında (haa, hımm, eee vs) virüs diye adlandırdığımız kelimeden kurtulmuş olursunuz ve akıcı bir şekilde ses kaydı alabilirsiniz. Cümleleri basite indirmek sizin dinleyicilerinizin takipçilerinizin çoğalmasına da sebep olabilir. Kullandığınız cümleleri basite indirgemezseniz sizin kanalınızdan çıkıp diğer kanalı dinlemek, dinleyicilere bir parmak NEXT’te basması kolaylaşır. Peki basite neden indirmeliyiz bununda sebebi en çok Podcast dinleyiciler sizin sözlerinize odaklanıyorlar ve anlamadığı kelimeler kullanırsanız onların odağını kaçırabilirsiniz.

Üçüncü ipucu, Bu işte komedi çok sevilenlerdendir

Her insanın başına gelen bir komik olaylar olabilir. Bu komik olayları günlük olarak kantinde okuldaki arkadaşlarımıza, ailelerimize veya diğer yerlerde anlattığımız gibi komik bulduğumuz konuları ele alabilirleriz. Komedi, hep insanları güldürmek anlamında olarak düşünüyoruz oysa bazen bizi düşündüren komedilere de denk geliyoruz. Siz kendi hikayenizi anlatırken, Cem Yılmaz, Ata Demirer vb. taklit etmeyin. En başta da söylediğim gibi taklit işi sizi batırır ondan dolayı taklit işinden uzaklaşmaya çalışın.

Dördüncü İpucu, söylediğiniz cümleleri yazılı bir şekilde paylaşın

Ağızınızdan dökülen cümleler birebir yazı halinde paylaşılırsa, hem duyma engelli takipçilerin sizin ne hakkında konuştuğunuza dair bilgi edinmiş olurlar ve belki takipçilerin çoğu bu kişiler olabilir. Sonuçta siz başkalarına benzemeden ayrı stilde Podcast yayınlayacaksanız belki bunu youtube üzerinden de deneyebilirsiniz. Bu yüzden alt yazı veya metin halinde paylaşacağınız yazılar sizin takipçilerinizin çoğalmasında bir adım ileriye götürür.

Beşinci İpucu, Video halinde Podcast hazırlamak

Podcast’ler genellikle sesli paylaşılır ama çoğu Podcastçiler artık youtube üzerinden de yayın yaptığı için video halinde de yayını yapmaktadırlar. Eğer sizin de video ekipmanınız varsa ve videoları çekmek hoşunuza gidiyorsa ek avantaj olabilir. Yukarıdaki ipucunda söylediğim gibi belki bu videolarınıza alt yazı yazarsınız, bu alt yazıyla kendinize ve yabancı dinleyicilerinize ek avantaj sağlayabilirsiniz. Videodaki alt yazınızı renk olarak yapmayın sonuçta siz kendinizi dinletmek istiyorsunuz ve renkli yazılar dinleyicilerin/seyircilerin kafa karışımına sebep olabilir. Videolu anlatımın dezavantajı da var ve bunu da unutmayalım. Sonuçta siz bir konuyu anlatmak istiyorsunuz ve Podcastler hep anlatım üzerinde olduğu için siz video hazırlarken odağınız başka bir yere gidebilir. Sonuçta kamera karşısında konuşmak (eğitimini almadıysanız) en zor işlerden biri diyebilirim.

Son ipucu ve en önemli ipucu, nereden ve nasıl paylaşırsınız

Podcast yayıncılarının çoğu yayınlarını Anchor Fm üzerinden paylaşıyorlar bunun da birkaç nedeni var. Anchor’da yayınladığınız yayını hem Anchor’ın kendi sitesi üzerinden hem de aklınıza gelebilecek Podcast dinleyebileceğiniz sitelerden otomat olarak yayınlıyor. Örnek olarak Soundcloud spotify vb. sitelere yayınlanıyor.

Yapacağınız bütün işlem kendinize bir profil açmanız ve bu profili açarken yükleyeceğiniz resim dikkatli olun çünkü bu resim sizi tanıtan resim olduğu için özenle bir fotoğraf veya bir yazı şeklinde resim oluşturun. Profilinizde yazacağınız cümleler bile sizin içeriğinizi özetleyen yazılardan oluşması lazım. Sonuçta sizin de yaptığınız gibi bir Podcast yayıncısını incelerken onun profili nasıl güzelse ona göre önem veriyorsunuz.

Podcastiniz yayına çıkınca/paylaştığınızda bunun linkini arkadaş çevrenize, dostlarınıza, ailenize paylaşmayı unutmayın. Onlardan gelen güzel yorumlar olursa dikkate alınması gerekiyor ve sizin hoşunuza gitmeyen yorumlar gelse dahi, iyi yorumlar ve kötü yorumlar halinde bir yere not alın belki kötü yorum dediğiniz sizin eksiklerinizi dolduracak yorumlar olabilir. Sakın tanıdığınız hep olumsuz düşünceleri paylaşan kişilerin yorumlarını asla ve asla dikkate almayın. Sebebi de kötü yorum yapan kişilerin tek yapabildiği başkalarını ezerek kendi egolarını tatmin eden sürekli okul kantininde dolaşan veya dışarda kıraathanede vakit geçiren tiplerdir. Onlarla muhatap olmayın olsanız dahi yorumlarını dikkate almayın.

Bugünlük bu kadar, eğer sizin ilginizi çeken değişik, güzel ve ders çıkarabileceğimiz ilginç hikayeleriniz varsa benimle paylaşmak istiyorsanız aşağıdaki E-Postayı kullanabilirsiniz. Vedalaşmadan önce gelecek yayınla ilgili sizinle ipucu olarak Ömer Hayyam’ın bir şiirini paylaşacağım ve bu şiirle sizin hepinizi Allaha ısmarlıyorum görüşmek deliğiyle hoşça kalın sevgili Podcast severler.

hafiz_habib@mail.com

Ey zaman bilmez misiniz ettiğin kötülükleri?

Sana düşer azapların, tövbelerin beteri,

Alçakları besler, yoksulları ezer durursun

Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri

Ömer Hayyam

Yeni Sezon Giriş

Uzun zamandan sonra Podcaste tekrardan başlıyorum. Podcast yayınlarını hazırlamam için sizin desteklerinize ihtiyacım var ve desteklemek için lütfen beni takip ederek bölümleri beğenmeyi unutmayın. Çok yakında yeni bölümler sizin hurunuzda olacak. Saygılar