Bu bölümde Doğayı zararlardan korumak için neler yapıldığını ve bu eylemlerin ilginç şeylerini anlatmaya çalıştım. Doğa dediğimiz zaman bizim ihtiyaçlarımızın başında geldiği için konulardan konu açılmaya başlıyor. Havasından güzelliğinden bahsettikçe insan bahsedesi geliyor.

Gelecek yayının ipucu aşağıya bıraktım ve beni aşağıdaki linklerden takip edebilirsiniz. Dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Ayak yalın koşarken koştuğumuz mesafede ayağımıza bir şeyler batarak canımızı acıta biliyor. Böyle durumlarda biz hep koştuğumuz hedefi düşündüğümüzde hedefe ulaşabiliyoruz. Böyle durumların oluşu aslında bize ders çıkarmamıza neden oluyor. Oysa her şeyin on numara hiçbir sıkıntısız yaşamı düşünün, “böyle yaşamın, sıkıntısız hayatın imkansız” dediğinizi duyar gibiyim. Neden bugün böyle örnekle başladım? Bununda sebebi size anlatacağım konuyu sadeleştirerek ve herkes veya çoğunluğun başına gelen olayı ele alayım istedim.

Aristoteles “ Doğa, gençlere kuvvet, yaşlılara hikmet verir” diyor ama eğer söylemek münasip ise doğa hikmeti yaşlandığımızda değil, aslında dünyaya gelişimizden hemen bize ilk dersi Doğa veriyor ve dersi almak zorundayız. Lakin biz yaşımız ilerledikçe sonradan farkında oluyoruz ve ufkumuz açıldığında doğanın öğretilerini fark ediyoruz. Ağladığımızda bizi emzireceklerini, sürekli güldüğümüzde sıkıntısız olduğumuzu anlayacaklarını ve sürekli temsil yapmamız gerektiğini öğretiyor. Tek biz değil atalarımız da doğadan ders almışlar ve bize bir sürü atasözleri kulaktan kulağa miras bırakmışlar. Şairler sevgilisini tarif ederken doğanın zerreleriyle överek sevgililerini tasvir etmişler. Kötülüğü gecenin karanlığına, umudu güneş ışığına, tabiat ile iç içe yaşamayı bilmişler ve her şeyin içinde doğallığın güzelliğiyle hayat sürdürmüşler. “Tabiat aşkı insanın ümitlerini boşa çıkarmayan yegane aşktır” derler.


Boyları çınar, lebleri piste, zülüfleri Mar, ben ona hasta

Yazayım yara şiir ile beste, güller toplayım deste be deste

“Doğa insan olmadan da yaşar ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz. Geleceğimizin olması için doğanın korunarak kirlenmesi önlenmelidir. Doğayı korumayan geleceğini de koruyamaz” bunlar gibi sözlere rastlıyoruz ve doğayı korumaya gelince ise hepimiz aslında görevimizi yerine getirmiyoruz. Doğaya verdiğimiz zararın ise haddi geçti ve hala durmak bilmiyoruz.

Bu konuyu devam ettiririz ama önce size birkaç ilginç olayları paylaşmak iztiyorum.

Tuhaf şeyler ile evlenen veya sevdiğini söyleyen kişiler

Pizza ile evlenen genç Rus, kedileriyle evlenen Barberalla adlı kadın, taş ile evlenen Treisi adlı ressam, oyun karakteriyle evlenen Japon genç, at ile evlenen Danimarkalı kadın, yastık ile evlenen Güney Koreli, Iphone ile evlenen Amerikalı, yıllardır Berlin duvarıyla evli olan İsveçli kadın, yunusla evlenen İngiliz milyoner kadın, yılan ile evlenen Hintli kadın vb. say say bitmiyor. Diğerlerini garipsememe rağmen Yılanla evlenen Hintli kadını garipseyemedim. Çünkü bazı Hinduizm mezheplerinde, bir nevi mezhep gereği hayvan ile evlenen kadınların kara bahtının veya şansızlığının hayvana geçeceğine inanıyorlar. Sosyal medya siz de, 18 yaşındaki Hindistanlı genç kızın köpekle evlenme videosunu görmüşsünüzdür. 

Peki neden tuhaf şeyler ile evleniyorlar

Aslına bakılınca insanı büyük kavgalar, ağır hakaretler küstüremiyor. Küçük bir lafı ince bir ima, kötü bir hissiyat soğutuyor. Demek ki, soğumak bir anlık eylem.

Psikologlar eşyaların duyguları maddeleştirdiğini söylerler. Unutulmayacak güzellikte hafızanızda yer etmiş bir günde üzerinizdeki kıyafete dokunmak sizi bir kez daha o güne götürür ve tekrar tekrar giymek mutlu eder. O artık sizin uğurlu kıyafetiniz olmuştur. Belki bunun tam aksi de olabilir. Hayatınızda geçirdiğiniz en kötü günde o güne dair hiçbir şey hatırlamak istemediğiniz gibi dolabınızda size o günü anımsatan kıyafetleri atmak isteyebilirsiniz. Psikologların önerisi ise böyle kötü günlerinizi anımsatan kıyafetleri atmak yerine, üzerine küçük değişikleri yaparak kullanmanızı öneriyor.  

Berlin duvarı, Eiffel kulesi, ağaç, yastık, hayvanlar…. Daha bir çok objeyle veya hayvanla evlilik kuran kişilerin çoğunun neden sorusuna açıklamalarında, hayatında yaşadığı travmalar yüzünden hayata dair eksiklerini bu objeyle doldurmak istedikleri belli oluyor. İnsanlıktan gördüğü zararlar, bazen insanların hep kötülük yaptığını düşünen Psikolojik terimiyle mizantrop/mizantropist kişiler mutluluğu eşyalarda ararlar ve bazen ise insanların doğaya verebilecek zararları önlemek için, ağaçla, taşla, evlenerek onları resmi prosedür gereği korumak için evlilik gerçekleştiriyorlar.

“Ağaçlar ile evlenmek, Protestolarda daha çok ilgi görüyor”

İngiltere’de yaşayan Kate Cunningham isimli 34 yaşındaki kadın bir ağaç ile evlendi. Sosyal farkındalık için böyle bir yol seçtiğini ifade eden Kate Cunningham, İnsanların sokak protestolarına yeterince ilgi göstermediğini ancak bu tür eylemlerle hedeflenen şeylerin daha hızlı karşılık bulduğunu belirten Kate Cunningham, ağaçların durumu hakkında çok az insanın bilgi sahibi olduğunu ve yaptığı bu evlilik ile insanların konuyu daha iyi öğrenip, ona göre tavır alacağına inandığını söyledi.

İngiltere’nin Bristol kentinde, ağaç kesimine karşı çıkmak için 74 kadın, ormanlık alandaki ağaçlarla evlendi 

Bölgede yaşayan çevreci aktivist gelin Suzan Hackett, “Bir ağaçla evlenmek tam bir ayrıcalık. Sadece duygusal bir adım değil. Son derece önemli ve sembolik. Ağaçlar koşulsuz sevginin saf örnekleridir ki bu evlilik fikrine çok güzel uyuyor. Evlilik yaşam içindir, nefes yaşam içindir.” sözleriyle duygularını dile getirdi.

Meksika’da da ağaç kesilmesini önlemek için sembolik evlilik töreni yapılmıştı

Suzan isimli gelin, “Bristol’ün ağaçlara, özel lüks konutlardan daha fazla ihtiyacı var.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Tarlton, “Kimse bu kararı geri almayacaktır. Bu kadar. Ağaçlar gidecek ve bu konuda yapabileceğimiz çok da bir şey yok. Bu 74 ağacı kaybedemeyiz. Muazzam sayıda olgun ağaç var ve bu Bristol’ün onlara en çok ihtiyacı olan bölümünde bulunuyor.” sözleriyle mücadelelerinin önemini anlattı.

Meksika’nın San Jacinto Amilpas kentinde de bir grup kadın, 2018’de bölgedeki yasa dışı ağaç kesimi ile ilgili farkındalık yaratmak için yine toplu bir evlilik töreni düzenlemişti.

Chipko

Evlilik töreni sosyal medyada bazılarınca alay konusu edilse de İngiltere’deki kadınların bu adımı, 1970’lerde Hindistan’da başlayan Chipko akımını örnek alıyor. Chipko Hareketi, Hindistan’da orman katliamını engellemek için mücadele eden kırsal kadın topluluğu lideri olan Gaura Devi ve diğer kadınların isyanı sonrası ortaya çıkmıştı. Kadınların ormanlardaki ağaçları kesilmekten korumak için ağaçlara sarıldığı dünyaca ünlü şiddet içermeyen ekolojik grup haline gelmişti.

Chipko, sarılma anlamına geliyor. Hindistan kadınları ağaçların kesilmesini engellemek için, ağaçlara sarılarak bu akımı yürütüyorlar. Orijinal Chipko hareketiyse 300 yıl önceleri Hindistan’ın Rajistan bölgesindeki Kheijadi köyünde başlıyor. Bu köyün yerlisi Bishnoi (Bişnoy) mezhebini takip ettikleri için doğaya çok bağlılar ve doğanın insanlar tarafından zarar görmesine engel olmak için ağaçlara sarılarak zamanın kralın emrine karşı çıkıyorlar. Bishnoilar hakkında internetten araştırma yaptığınızda karşınıza çıkan fotoğraflarda doğayı ve hayvanları sevdiğine dair bir bebek ve geyik yavrusunu emziren kadın fotoğraflarını göreceksiniz. Bunların yanında yaşam tarzları da doğa ile iç-içe olduğunu gösteren görselleri keşfedeceksiniz.

Peki siz doğayı korumak için neler yapıyorsunuz? Yorumlarda benimle paylaşmayı unutmayım. Bu bölüm bundan ibaretti umarım hoşunuza gitmiştir. Her bölümün sonunda diğer yayına bir ipucu bırakıyorum bu bölümün sonunda da size bir kişiyi tanıştıracağım ve gelecek yayın için ipucu bırakacağım.

Bhagad Singh

Şimdi ise sizi öyle bir kişiyle tanıştırmak istiyorum ki, bu kişinin hayat hikayesini dinlediğimde hep tüylerim diken-diken olmuştu. Hakkında kitaplar yazıldı, filmler çekildi ve Hindistan’da adı saygıyla alınıyor. Bhagad Sing (Shahidi Azam) 1907’de Panjab da dünyaya geldi ve 1931 yılında ise Lahor hapishanesinden İngiliz ve yancıları tarafından şahit edildi. Bhagad Sing anne babasına bir mektup yazıyor. “her anne babanın çocuklarının, iyi bir işi, güzel hayatı, evinin kurulmasını istediği gibi sizin de benim hakkımda böyle düşündüğünüzü biliyorum ama bunların benim için hiçbir anlamı yok. Siz benim evlenmemi istiyorsunuz hayatımın düzene oturmasını istiyorsunuz. Benim eşim özgürlüktür (Hindistan’ın özgürlüğü) umarım benim bu kararımdan ötürü beni affedersiniz. Sizin oğlunuz, Bhagad Sing.”

Bütün Hindistanlılara vatan sevgisini, vatanın korunması gerektiğini, vatan aşkını öğreten Bhagat Sing’in anıtı Perozpur Pancap Hindistanda bulunuyor.

Bu bölümün de sonuna geldiğimize göre bir vedalaşmak kalıyor. Vedalaşmadan önce sizden isteğim benim yayınlarım hoşunuza gidiyorsa beni takip ederek desteklemeyi esirgemeyin. Sizin destekleriniz benim diğer bölümleri yapmaya motive ediyor.

Gelecek bölümlere görüşmek dileğiyle herkesi Allaha ısmarladım hoş çakalın Podcast severler.